Toplumsal Çürümenin Devrimci Kesimler Üzerindeki Büyüyen Etkisini Reddiyoruz!

870

Gerek burjuva gerekse de demokratik basında insanları dolandırdığı için haber olan Ümit Gönek isimli kişiyle, Avrupa’ya çıktıktan sonra kurumsal olarak ilişkilendik. Temel motivasyon kaynağımız, böylesi geniş bir kitlenin içine çekilip dolandırıldığı bu tezgahın içeriğini öğrenmek ve ayrıca düzenin aparatlarının bu işin neresinde olduğunu anlamaktı. Ayrıca birikimlerini kaptıran insanların mağduriyetlerinin giderilmesinin imkanının olup olmadığını görmekti. Ümit Gönek ile toplamda 2 defa görüşülmüştür. İlki, sadece kurumsal temsiliyetimizi taşıyan yoldaşlardan ibaretken; ikincisinde ise mağdur ettiği kişilerde hazır bulunmuş ve gelme imkanı olmayanlarda telefon ile duygu ve düşüncelerini aktarmışlardır.

Ümit Gönek’in, bizim nazarımızda halka düşmanlık ettiği, özellikle devrimci-demokratik mücadelenin sosyal ilişkileri içinde bulunan kişilerin birikimlerine çöken bir dolandırıcı olduğu nettir. Kendisine, bulaştığı pislikten düştüğü çukurdan kurtulmasının tek yolunun, bizim adaletimize güvenerek açık ve samimi olması gerektiğini, olanı olduğu gibi anlatmasını defalarca söyledik, hatırlattık. Lakin, bizim açık ve samimi tavrımıza karşın yalan ve manipülasyonlara ısrarla başvurması üzerine süreci kendi açımızdan sonlandırdık. Bataklıkta debelenmek isteyenlere ayıracak zamanımız, harcayacak emeğimiz bu koşullarda olamaz. Kurtulmak için el uzatanı ise tüm gücümüzle çekip alırız, almaya çalışırız. Tüm görüşmelerimiz kayıt altına alınmış olup, belgelidir. İleride yapılabilecek olan iftira, dedikodu ve manipülasyonlara karşı kurumumuz önlemini almıştır.

Ümit Gönek, altın ve hisse alım ve satımıyla başladığı bu işin sonunda battığını savunmaktadır. Çok az bir insan dışında herkesin, parasını aldığını dile getirmektedir. Tüm ısrarlı sorularımıza rağmen bu paranın nasıl battığını izah edememektedir. Savını kanıtlayamamaktadır. Bu konuda kendisine inanmadığımızı, açıkça yalan söylediğini, sıkıştıkça yeni kurgular yaptığını kendisine söyledik. Son olarak istihbaratçıların paraya çöktüğü iddiasına ise mesafeli yaklaştık. Çünkü istihbaratçıların iddia ettiği yöntemlerle paraya çökmesi pek olası değil. Bu kişinin devletin çeşitli kademelerinde görevli bulunanlarla bir irtibatı elbette olabilir. Böylesi dolandırıcılık tezgahlarının bir veya birkaç ayağı elbette devlete uzanır. Lakin somut veriler elimizde olmayınca ve yalanı alışkanlık haline getirmiş birinin söylemlerini baz alarak düşmanımıza dahi haksızlık etmeyi kendimize yakıştırmayız.

Dolandırılan kişilerden toplanan paranın, bir yerlerde olduğuna dair haklı ve güçlü şüphelerimiz bulunmaktadır. Bu para altın, gayrimenkul veya kripto paraya dönüştürülmüş olabilir. Bu kişinin ortakları da olabilir. Sınırlı imkanlar ve dar bir zaman içinde böylesi karmaşık bir konunun karanlıkta kalan kısımlarını deşifre etmenin zorluklarının altını özenle çiziyoruz. Bu kişi Avrupa’ya geldiğinden itibaren kurumumuzun denetimi altında bulunsaydı, birçok konuya dair daha net ve açıklayıcı cümlelerimiz olabilirdi. Hollanda devletine iltica talebinde bulunmuş olması ve kampta kalması dezavantajlı bir durumdu. Bu vesile ile başta Hollanda’da bulunan kişiler olmak üzere tüm Avrupa’daki insanlarımızı uyarmak istiyoruz. Bu kişinin tekrardan böyle bir tezgah kurmasına zemin sunmasın kimse.

Ümit Gönek, dolandırıcıdır. Halkın ekonomik sorunlar içinde boğuşmasını fırsat bilerek paralarını almış, umutlarını sömürmüştür. Ve bir enkaz yaratmıştır. Türk hakim sınıflar düzeninin, kirli ve paslı yöntemlerinin devrimci kesimler içinde yaşam bulmasına kanal açmıştır. Pisliği yaymıştır. Gerici-faşist kesimlerde görmeye alıştığımız yolsuzluk ve dolandırıcılık olaylarını devrimci kesimlere kadar genişletmiştir.

Ümit Gönek’e, belirli bir faiz oranı karşılığında sadece kendi parasını verenler olmakla birlikte, başkalarının parasını da vererek daha fazla faiz almak isteyenlerin olduğunu da görüşmelerimizden öğrendik. Yıllarca devrimci mücadelenin içinde olan, taraftarı durumunda bulunan insanlarımızın bu duruma düşmesine elbette üzülüyoruz, kızıyoruz. Türkiye/Kuzey Kürdistan’ın içinde bulunduğu ekonomik, sosyal ve siyasal sorunların farkındayız. Ekonomik olarak ciddi bir darboğaz içinde olan işçi ve emekçilerin ay sonunu zor getirdiği, geçinemediği bu şartlarda buna benzer hatalı yöntemlerle para kazanmak istemelerini anlasak bile hak vermiyoruz. Emeğin, alınterinin değerini bilen, bununla birlikte borsa gibi küçük sermayenin büyük sermayeye yem olduğu açık bir kumar masasına devrimci politik çevredeki insanların oturması normal değildir. Faiz gibi paradan para kazanma yöntemlerinin, insanı emeğe ve alınterine yabancılaştıracağı ve kişilik dönüşümüne yol açacağı kesindir.

İnsanlarımız mutlaka bu süreci kendi içinde muhasebe etmiştir. Bu muhasebeyi yapanların olduğunu biliyoruz. Dinlediklerimiz, insanlarımızın yaşadıkları bizi kahreden, içimize ateş düşüren boyuttaydı. Bu sürecin sonunda, insanlarımızın yaşadığı mağduriyetin en azından parasal boyutta da olsa giderilmesini ciddi şekilde istedik. Paranın son adresine ulaşmadan bu mümkün olmuyor maalesef.

Gerek Ümit Gönek’in gerekse de mağdur olanların anlatımından çıkan diğer bir husus ise çok daha vahim ve düşündürücüdür. Bazı kurumlarında faiz karşılığında para vererek bu işe bulaştıklarını görüyoruz. Sözün bittiği yer kıvamında bir olayla karşı karşıya olduğumuz açık ve nettir. Devrimci mücadele içinde söz söyleyenlerin böylesi ilişkilere bulaştıklarını görünce, insanlara neden kızıyoruz diye düşünmeden edemiyoruz. Devrimci değerlerin uzun zamandır piyasalaştırılarak paraya, mala ve mülke tadil edildiği bu çirkin dönem ciddi hasarlar yaratmıştır. Moral değerler erozyona uğratılmış, ilkeli davranma ve düşünme aptallık olarak damgalanmıştır. Diğer türlü, Ümit Gönek gibi sıradan bir dolandırıcının gelip, geçmişi devrimci miraslarla dolu mahallerde bu tezgahını kurup işletmesi nasıl mümkün olabilirdi.

Buna benzer dolandırıcılık olayı 4-5 yıl önce Avrupa’da yaşandığında, bunun üzerine gidilmemesi, sessizlikle karşılanması buna benzer yeni vakaların yaşanmasına ve artık bu işlerin “normal” olarak görülmesine yol açmaktadır. Bu işlerin önünü açanlar, bundan nasiplenenler, bu yöntemleri kurumsal ya da bireysel finansman kaynağı olarak görenler hesaba çekilmeden ve bedeli ödetilmeden bu kirliliği def etmek mümkün değildir.

Bizler bu konuda netiz. Bu kirlenmeye alışmayacağız. Bu kirliliği saflarımıza bulaştıranlarla gücümüz oranında mücadele etmeyi temel bir sorumluluk ve görev olarak görüyoruz. Mağduriyet yaşayanların lehine olacak her gelişmeye elimizden geldiğince destek olacağız. Böylesi tezgahlardan uzak durulmasını yine ve yeniden hatırlatıyoruz. Emeğimizin ve alınterimizin birileri tarafından meze edilmesine ortak karşı duruşla yanıt verelim. Bizler düşebiliriz, ciddi hatalarda yapabiliriz. Birbirimize tutunarak kalkmayı ve kendimizi yenilemeyi biliriz. Bunu en iyi biz devrimciler biliriz.

ÖNCÜ PARTİZAN

Önceki İçerikİbrahim Kaypakkaya Paris’te Anıldı!