Halk İnisiyatifi Çalışmalarından Çekiliyoruz!

403

Hüseyin Aygün’ün Ortak Protokolü Boşa Düşüren Tavırlarını Mahkum Ediyoruz!

Genel İdeolojik-Politik ve Örgütsel İlkelerimize Bağlılığımızı Beyan Ediyoruz!

Emperyalist ve gerici bloklaşmaların son hız devam ettiği, bölgesel düzlemde paylaşım savaşlarının vuku bulduğu, işçi sınıfı ve emekçi kitlelerin tüm kazanılmış haklarının budanarak, gelecekteki büyük ölçekli savaşların finansmanına ve tekelci sermayenin hizmetine koşulduğu bu ilgili tarihsel süreç içinde yerel seçimlere yaklaşıyoruz. Dünya genelinde yaşanan ekonomik ve siyasi krizden doğru oluşan bu tablonun mikro ve makro düzeydeki yansımalarını, Türkiye – Kuzey Kürdistan’ın çeşitli ulus ve milliyetlerine mensup işçi ve emekçileri en yoğun biçimlerde yaşamaktadır. Yaşam standartlarının düşmesi, düşük ücret ve enflasyonla birlikte geçinme sorununun büyümesi, ekonomik sorunların giderek toplumsal çürümeyi genişletmesi, devrimci hareketin tasfiye operasyonunda hakim sınıfların başarılı olması gibi olgular, siyaset arenasına elbette doğrudan yansımakta ve bazı gelişmelerin önünün açılmasına sebep olmaktadır.

14-28 Mayıs 2023 milletvekilliği ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde tüm devrimci, komünist güçlerin aldığı pozisyona bakıldığında geldiğimiz noktanın çokta tartışmaya açık olmadığı rahatlıkla anlaşılabilir. Piro güzellemeleri ve bahar müjdelemeleri siyasi gerilemenin, sağcılığın ve düzeniçileşmenin sloganları olarak simgeleşmiştir. Devrimci kesimler yozlaşmış, düzeniçileşerek tasfiye olmuş, varlığını kendi kabuğunda kuruyarak devam ettirmeye çalışan küçük bir toplam ise, adeta “etkisiz eleman” durumunda kalmıştır.

Bu yalın gerçeğin, kendi ideolojik-politik örgütsel bünyesinde yaşanan, devrimci diri yanları kemiren çarpıcı sonuçlarını görmek istemeyen, bu temelde kendi nesnelliğine yabancı, sadece “devrimci” olduğu iddiasından başkaca “kanıtı” kalmamış güçlerin son 31 Mart yerel yönetim seçim sathı mahallinde ki durumlarına bakıldığında gerçekten sözün bittiği yere geldiğimiz gerçekliğini görmek durumundayız. Devrimci bir siyaset eğer başarılı olmak için yola çıkıyorsa mevcut gerçeği tüm çıplaklığıyla kabullenmeli ve kendine yansımalarıyla acımasızca hesaplaşıp aşabilmelidir. Bunu beceremezse lafazanlığı aşamayan kötü bir örnekten kurtulamaz. Bu örnek aktörlerden, siyasi piyasada bolca bulunmaktadır. Yenisine ihtiyaçta yoktur.
Taktiklerin stratejiyi kemirip tükettiği, devrimci omurganın eriyip yok olma eşiğine geldiği, tarihin adeta “sende mi Britüs” şaşkınlığıyla şok yaşadığı bu seçim sürecinde deyim yerindeyse, “kimler kimlerle görülmüş”, kimin elinin kimin cebinde olduğunun, dün suyla ateş kadar bir birine uzak olanların politik flört halinde nasıl da bir belediyeyi kazanmak için yanıp tutuştuklarını ibretle izler hale gelmiş olduk.

İlkesiz ittifak siyasetinin, devrimci amaçlara endeksli ittifakların önüne geçirilip, dün edilen “devrimci yeminler”in kurulup, büyük devrim iddiası karşısında “kırıntı” düzeyindeki “kazanımlar”ın küçük burjuva bencil açlığa nasıl iştah kabarttığı, devrimci hareketin içinden geçtiği bu “fetret/gerileme” döneminin temel karakteristik özelliği pragmatizmdir.
Seçimleri de içeren her türden “reformist” taktik kazanımların anlamını bulacağı politik zeminin devrimci mücadele stratejisine hizmet edeceği/ etmesi gerektiği “amentüsü” çoktan yenilip yutulmuş, geriye posası çıkmış reformist nicel toplamların sınıf mücadelesinde hiçbir hükmü kalmayan “ceset” halleri kalmıştır.
Günün ideolojik görevi tarihsel köklerimize sarılarak devrimci temelde doğrulmak, tarihsel rotamızda ısrar ve inat etmek, bu politik cesetler mezarlığıyla aramıza kalın duvarlar örmektir. Bu görevden yan çizen hangi birey çevre, grup, parti ya da örgüt olursa olsun kendi reformist/tarihsel nesnelliğine sağır ve kör bilindik palavrası durumdadır. Uzak dursunlar!
Bu kısa politik hatırlatmalardan sonra açıklamamıza sebep, özgün konuya tekrar dönecek olursak, kurumumuz, tüm avantajlı ve dezavantajlı yanlarına rağmen yerel seçimler ile ilgili tartışmalarına 2023’ün eylül aylarında başlamıştı. Yerel seçimlerle ilgili eğilimizlerimizden biri, gücümüzün olduğu alanlarda kendi özgücümüze güvenerek, kurum disiplinine tabi olan adaylarımızla, yerel yönetimler anlayışımız başta olmak üzere genel siyasal çizgimizin propaganda edildiği bir kitle çalışmasıyla süreci ele alıp örmek yönündeydi. Kurumumuzun taşıdığı başka bir eğilim ise, hali hazırda bu süreci çekip çevirmede, denetim altında tutmada asgari ölçülerde kadrosal bir güç olmadığı nedeniyle seçimlere adaylarımızla dahil olmak yerine, devrimci, demokrat ve ilerici adayların desteklenmesiyle sınırlı bir örgütsel pozisyon alınması gerektiği şeklindeydi. Bu tartışmalar içinde Dersim’deki yoldaşlarımız, yerelde aktif bir siyaset ortaya koyabilecekleri üzerine verilerle tartışmalarda yer aldılar. Mütevazi bir çalışmanın olanaklarının bulunduğunu, bugüne dair çeşitli siyasetlerin belediyecilik pratiklerinin sorunlarıyla hemhal olmuş kitlelerin, devrimci ve yurtsever kesimlere dair ciddi bir güvensizlik biriktirdiklerini, Dersim’de açık, samimi ve devrimci bir siyaset üretildiği takdirde başarılı olacağımızı, bu çalışmanın başarısının alınacak oydan, kazanılacak yerlerden bağımsız olduğunu paylaştılar. Bunlar aynı zamanda bizlerin genel yaklaşımı ve de doğrularıydı. Örgütsel işleyiş ve iletişim sorunlarımızın oldukça hissedilir boyutlarda olduğu bu sürecin sonunda, bizler Dersim’de seçimlere kendi kurumsal kimliğimizle ve özgücümüze dayanarak girme kararını olgunlaştırdık. DHP Dersim örgütlülüğümüzün aday olarak düşündüğü yoldaşımızın KHK’lı olmasından ötürü seçimlere girme hakkının gasbedilmesi ve yerine başka bir alternatifin koyulamaması ya da ittifak üzerinden çözüme kavuşturulması yaklaşımı, genel plan içindeki ilk sapmamızı doğurmuştur. Dersim örgütlülüğümüz, TKH ve Sol Parti’nin Hüseyin Aygün’ün adaylığı üzerinden ittifak önerilerinin görüşüldüğü bu evrede, kendi adayımızın önerilmesi seçenek dışında kalmıştır. Yerine bir alternatifin oluşturulamaması da aynı zamanda içimizde eleştiri konusu yapılmıştır. Hüseyin Aygün’ün ittifakın bağımsız belediye başkan adayı olmasına dair süreç maalesef yeterince anlayabildiğimiz, sağlıklı değerlendirmeler yapabildiğimiz ve sonuçlar çıkarabildiğimiz bir muhtevada değildir. Bu tek tek bireylerden ziyade kurum içi işleyiş ve iletişimdeki zaaflı algı ve uygulamalardan doğru çıkmıştır. Bizim eylem birlikleri ve ittifak politikaları konusundaki kavrayışımız açık ve nettir. Geleneğimizin bu konudaki teorik külliyatı ve pratik süreçleri de tarihsel bir tecrübe olarak rehberimizdir. Bizler, bizim gibi düşünenlerle birleşir, örgütleşiriz; farklı olanlarla (karşı-devrimci kampta olmadığı sürece) ortak hedef ve amaçlarda eylem birlikleri, ittifak ve cephelerde yan yana geliriz. Buradaki temel şartlanma bizim açımızdan devrimin, sınıfın ve halkın çıkarlarına uygun olup olmadığı, bizleri hedefe yakınlaştırdığı mı ya da uzaklaştırdığı mı sorunudur. Ve bu tür yan yana gelişler tamamen güçler dengesi, sınıflar arası mücadelenin objektif koşulları ve ihtiyaçları ile kurumsal yapımızın gerçeği ile yakından ilişkilidir.

Dersim’de oluşturulan ve daha sonrasında Sol Parti’nin ayrıldığı Dersim Halk İnisiyatifi içinde olan bizlerin, ideolojik ve politik düzlemde oldukça keskin ayrışım noktalarımız bulunmaktaydı. Bu ayrışım noktalarımızın garantiye alınması ve aynı zamanda dostlarımızında haklarını hukuka bağlama, ideolojik olarak mücadele etme amacımıza da uygun olarak 7 maddeden oluşan ve bizler tarafından hazırlanan protokol, TKH, Sol Parti ve Hüseyin Aygün’le paylaşılmış, herhangi bir itiraz ve öneri gelmemiş, kabul edilmiştir. Bu protokolü açıklamamızın altında ek olarak paylaşacağız. Protokolde bugüne değin tek bir değişiklik olmuştur: o da Sol Parti inisiyatiften çekildiği için adı kaldırılmıştır.

Hüseyin Aygün’ün resmi ideoloji ve devlete bakış konusundaki ideolojik motivasyonları elbette ki bilgimiz dahilindeydi. Hüseyin Aygün’de geleneğimizin bu konudaki görüşlerini bilmekte. Ne biz Hüseyin Aygün’ün askeri oluruz ne de Hüseyin Aygün’den bizim askerimiz olma beklentisine düşeriz. Dersim özgülünde bizimde içinde olduğumuz bu süreçten tek bir beklentimiz vardı: Dersim’in, Dersim halkının sorunlarını ortak akıl ve irade ile tespit etme ve çözme. Bu kadim kente, onun değerli halkına, kendisiyle birlikte “söz, yetki ve kararlarını” uygulayacağı, devrimci halkçı yerel yönetim anlayışımızın ete kemiğe bürünmesi, dahası “belediyecilik” ve onun ötesinde de özgün politik anlayışımızın diyalektik bir birlik halinde hayata geçirilmesiydi. Halkın her aşamada içinde olduğu, inisiyatif hale geldiği, belediyelerin arpalık ve kadrolaşma aparatlarına çevrilip ekonomik ve siyasi rant elde etmenin araçlarına dönüştürüldüğü anlayışlardan sıyrılıp, genel ilke ve amaçlarımızın ışığında yerel yönetimler anlayışımızı ve pratiğimizi bu temelde ileriye çekmek, bulunduğumuz her alanda toplumsal mücadeleye katkı sunmak yönlü bir hedefle bu sürecin aktif bir öznesi olmaya gayret ettik.

İnisiyatifin kuruluşundan çalışmalara emek verme aşamalarına değin, Dersim’deki yoldaşlarımız gayret sarfettiler, inkar edilemeyecek bir emeği ortaya koydular. Hüseyin Aygün’ün adaylığı konusunda kurumumuz elbette ki bir bütün olarak onay vermiş durumda değildi. Tartışmalar hep oldu. Hüseyin Aygün’ün X (twitter) hesabından yaptığı paylaşımlar kabul edebileceğimiz, görmezden gelerek yok sayabileceğimiz muhtevada değildi. Sürecin en başından beri ortak protokol oluşturulup, inisiyatifin ve buna bağlı olarak tüm adayların söylem, tutum ve davranışlarına dair genel yaklaşımların çerçevesinin çizilmesine dönük vurgularımız zamanında ele alınıp, sonuçlandırılamamıştı. Bu paylaşımların özeleştirisi alındıktan ve protokol hazırlanıp herkes tarafından kabul gördükten sonra Orgeneral Saldıray Berk ile ilgili yapılan paylaşım, bardağı taşıran son damla olmuştur. Kaypakkaya geleneğinin ısrarlı bir savunucusu olan kurumumuzu, halk düşmanı olan katillerle, işgalci ordunun yaşamını yitiren askerleriyle hiçbir güç aynı noktada buluşturamaz. Bu minvalde değil bir Hüseyin Aygün’ü, 1000 Hüseyin Aygün’ü elimizin tersiyle reddederiz. Harcında can, kan ve alınteri olan geleneğimizin genel ilkelerini bir tane belediye için paspas edecek, tarihine sünger çekecek kadar politik aklımızı yitirmedik, devrimci pusulamızı şaşırmadık. Bizi bu şekilde sınamak isteyenlerin/isteyeceklerin alacağı cevap, bizim nazarımızda tartışmaya mahal bırakmayacak derecede açık ve nettir.

Kurumumuzun genel iradesi, bu süreci bitirmek yönlü olmuştur. Dersim’deki yoldaşlarımız bu genel iradenin dışında tutum belirlemiştir. Yaptığımız önerilerden ziyade sadece Hüseyin Aygün meselesini esaslaştırıp tartışmaları, genel iradenin dışında “biz bu sürece devam edeceğiz” demeleri, verdikleri emeğin süreci bitirmekte en büyük dayanağımız olduğunu görmeyip kişisel kaygılarla “biz insanlara söz verdik, nasıl geri adım atalım” gibi yanlış bir yönelimle davranmaları doğru olmamış ve mevcut tablonun oluşmasına zemin sunan unsurlardan birine dönüşmüştür. Yerel seçimler anlayışımız, bu kapsam üzerinden vücut bulan çalışmalarımız belediye başkan adaylığına sıkıştırılamayacak kadar geniştir. Dersim Halk İnisiyatifi çalışmaları mevcut durumda belediye başkanlığı seçiminde Hüseyin Aygün’e verilen destek geri çekilerek, il genel ve belediye meclisi seçimleri için devam ettirilebilirdi. Lakin tüm bu öneriler ciddiye alınmayıp, dar bir tartışmaya sıkıştırılmış, “bölgecı” bir eğilimin kendini toplama dayatan reddine dönüşüp, tüm ikna çabalarımıza rağmen ısrarla “biz devam ediyoruz” denilmiştir.

Bu süreci sabote eden Hüseyin Aygün’ün kendisidir. Ortak protokole bağlı kalıp yanlış ideolojik-politik angajmanından sıyırabilseydi kendisini, Dersim’in ve Dersim halkının sorunlarına dair üretilen projeleri hayata geçirmede yol yürünebilirdi. Halkın çıkarına olan hiçbir gelişmenin önüne dikilmez, dar grupçu kaygılarla hareket etmemeye gayret ederiz. Ortaklaşmanın mantığına ve hukukuna göre hareket etmeyenler, başı buyruk davrananlar, halkın çıkarlarına göre hareket etmeyeceğini bu vesileyle zaten açıkça ortaya koymaktadırlar.

Demokratik Haklar Platformu olarak, Dersim Halk İnisiyatifi’nden çekiliyor, Hüseyin Aygün’den desteğimizi çekiyoruz. Kurumsal kimliğimizi, kurum adımızı hiç kimse kullanamaz, sosyal-şoven anlayışlara destek vererek bizleri lekeleyemez ve irademizi ciddiye almayanlarla bizi yürütemez.

DEM Parti, EMEP ve SMF’nin merkezinde olduğu ittifaka da kefil olmuyoruz, adres olarak göstermiyoruz. Gerek DEM Parti önceli partilerin EMEP’le ortaklığı üzerinden yürüttükleri belediyecilik olsun gerekse de SMF’nin Maçoğlu’nun başkanlığındaki belediyecilik pratiği olsun özelde Dersim halkına genelde ise tüm ülke halklarına bir özeleştiri borçları bulunmaktadır. Günü geldiğinde bunun da politik muhasebesini yapacak, devrimci demokratik güçler açısından kaybettirdiği maliyetleri kamuoyuyla paylaşacağız. Geçmiş dönemlerinin özeleştirisini halka vermek bir tarafta dursun, manşetlerden yapılan teşhirler, tehditler ve hesap sorma konuşmalarının özeleştirisini bile birbirlerine vermeyip, ilçe ve aday pazarlıkları üzerine kurulu faydacı, ilkelerden uzak bir ittifakın halkın sorunlarıyla ilgilenip, dar-grup çıkarlarına kurban etmeyeceklerine dair bir garanti ufukta görünmemektedir.

Varsın bir tarafta Amed gibi Kürt Ulusal Mücadelesi açısından tarihsel önemi olan çok özgün bir yerde duran bir şehirden, “Cengiz Çandar” gibi ABD menşeli yeminli liberal kripto bir dönek, eski “Özal Prensi” birisi milletvekili seçilip allanıp, pullansın…
Diğer taraftan yine, devrimci mücadele tarihi açısından olduğu kadar, geleneğimiz açısından da Amed’in ikizi Dersim’den Kadıköy/Bostancı hattında “Komünist Belediyecilik” propagandası yaparken, İstanbul için İmamoğlu denilen CHP’li “sosyal demokrat soytarıya” oy isteyen Maçoğlu aynı tasfiyeci rüzgarda düzeniçine pupa yelken açsın.. Bizler bildiğimiz devrimci yoldan, 72 rotasından sapmadan “inatla, bilinçle, kinle” düşmanın üzerine sözümüzle, tarihsel bellek ve her türden eylemiyle yürümeye devam edeceğiz.

Kitleler kendi gözlem ve tecrübeleri ışığında davranacaklardır elbette ki. Dersim halkının politik birikimi ve tarihsel tecrübeleri olgundur. DHP olarak kendi kurumsal kimliğimiz ve adayımızla bir seçenek olarak Dersim halkının huzuruna çıkmak yönlü politikamızı maalesef gelinen aşamada hayata geçirememenin mahcubiyetini yaşıyoruz. Düzen partilerine, sosyal şoven adaylara, halka ve emekçilere yabancılaşmış siyaset simsarlarına oy vermeyerek bir tutum alınmasını önemsiyoruz. Halkın kendisine güven verenlere destek vermesi kadar tersi durumda da sandıklara gitmeme hakkı bulunmaktadır. Tercih halkındır!

Bu sürecin içerisinde yaşam bulan doğru ve yanlış birçok şeyin tecrübesi ışığında, bilince çıkartılması ve aşılması kurumumuzun görevleri arasındadır. Örgütsel işleyişimizin defolu, paslanmış yanlarına; çalışma tarzımızın henüz oturmamış hamlığına; kadro ve ekip seçimlerindeki gelişi güzel yanımıza; örgüt aklı, devrimci kişilik, kolektif irade ve eylem birliği noktasındaki kimlik sorunlarına, kısacası tasfiyeci dalganın içimizdeki yansımalarına karşı amansız bir iç mücadele yakın dönemin ödevleri arasındadır. Kurumumuz kendi hatalı ve eksik yanlarına dair iç muhasebesini elbetteki yapacaktır. Her ne kadar ayrı düşmüş olsak bile, bu süreçte emek vermiş katkı sunmuş tüm yoldaşlarımıza teşekkür ediyoruz. Biz yoldaşlaşmak isteriz. Yoldaş olamadıklarımızla dost olarak kalmak isteriz. Yeter ki doğru temelde olsun.

DEMOKRATİK HAKLAR PLATFORMU
23 ŞUBAT 2024

Ek

DERSİM HALK İNİSİYATİFİ BİLEŞENLER PROTOKOLÜ

1) DHP ve TKH Dersim Halk İnisiyatifi (DHİ) çatısı altında buluşarak, Hüseyin Aygün’ün adaylığı noktasında aşağıda hemfikir olunan amaç, hedef ve yerel yönetimlere ilişkin politik çerçeve temelinde ortaklaşmışlardır.

2) Dersim Halk İnisiyatifi, rantçı, talancı burjuva belediyecilik anlayışına karşı, halkı, halkın çıkarlarını merkeze alan, sözü, yetki ve kararı halkla ortaklaştırıp, doğasına, kentine sahip çıkan devrimci, demokratik ve halkçı yerel yönetim anlayışını esas alır. Görevlendirmelerde bu anlayışa bağlı olarak, liyakat sahibi bireylerin yetkilendirilmesini esas alır, bu ölçülerin dışına çıkan, bununla çelişen hiçbir anlayış ve pratiğin içinde olmaz, cepheden tavır alır, reddeder.
Dersim halkı, politik birikimiyle ve mücadele azmiyle altını çizdiğimiz yerel yönetim anlayışını en kısa zamanda inşa edebilecek tarihsel birikim ve tecrübeye sahiptir.

3) Dersim Halk İnisiyatifi her türden şövenizmi, cinsiyetçi erkek egemen zihniyeti, inançlar arası eşitsizliği, ekolojik dengeyi gözetmeyen doğa talanı, yıkım ve tüketiciliğini, hayvan hakları ihlalini, sömürü ve zulmü, devletçi egemen siyaset aklını ve dilini reddeder. Demokratik, eşitler hukuku üzerinden oluşan asgari müştereklerin genel sosyalist, devrimci, halkçı kimliğinde buluşur. Bunu aşan hiçbir yaklaşım, tutum, söylem ve eylemde bulunmaz.

4) DHİ, seçim çalışmaları süreci boyunca ve sonrasında yerel yönetimler kapsamındaki gelişmelere dair ortaklık hukukuna uygun, kolektif çalışma esasları üzerinden politik çalışma yürütür. Çalışmalarının merkezinde halk ve halkın çıkarları bulunur. Grupsal çıkarları asla esas almaz. Ajitasyon ve propaganda da serbestlik ilkesine saygı duyar.

5) Yerel yönetim çalışmalarının sevk ve idaresi, kamuoyuna dönük açıklamalar, inisiyatifin yürütmesi tarafından DHİ adına yapılır. Bağlayıcı ve resmi olan bu kararlar, açıklamalardır.

6-) DHİ, toplumsal gelişmelerin zorunlu evrelerinden biri olan gelişme ve genişlemeyi reddetmez. İttifak hukukuna uyan, temel ilke ve hedeflerde buluşulan tüm devrimci-demokratik güçlerle yan yana gelmeyi savunur. Bu konudaki temel ölçütlerimizden biri de bilimsel dürüstlük ve açıklıktır. Buna uygun davranmayan kesimlerle inisiyatif çatısı altında bir araya gelmemiz mümkün değildir.

7-) Yönetim anlayışımız, “halk için halka rağmen” değil “halk için halkla birlikte” yaklaşımıdır. Halktan uzak, kapalı kapılar ardında elitlerin karar alıp uygulattığı bir siyasetin zamanla çürüyüp başarısızlığa mahkum olacağının bilincindeyiz. Halkın, kendi sorunlarını tartışıp çözümler ürettiği, daha yaşanılır bir kentin ancak kolektif bilinç ve emekle varedilebilineceğini ve örgütlü bir halkı hiçbir gücün durduramayacağını tarihsel bir referans olarak hatırlıyor ve hatırlatıyoruz.

DERSİM HALK İNİSİYATİFİ

Önceki İçerikPusulası Şaşmışların Birlik Çağrısı Halk Kitlelerini Manipülasyon Çabasıdır!
Sonraki İçerikİşçi Sınıfı ve Halkın Gerçek Sınıf Çıkarlarına Yoğunlaşmak!