ÇEVİRİ | Hindistan Komünist Partisi (Maoist)’in Enternasyonal Komünist Birlik (EKB)’in Kurulması Konusundaki Tutumu*

940

Hindistan Komünist Partisi (Maoist) – 19 Mayıs 2023

Yakın zamanda kurulan Enternasyonal Komünist Birlik (EKB) konusunda Partimizin tutumunu hemen ifade edemedik. Bunun nedeni, Hindistan’ın gerici komprador bürokratik sömürücü egemen sınıflarının Yeni Demokratik Devrimi ortadan kaldırmayı amaçlayan son derece acımasız gerici faşist devlet saldırısıdır. Partimizin Merkez Komitesi önceden kararlaştırılmış önemli konularla meşguldü.

Partimiz 2017 yılında Enternasyonal Örgütün oluşumuna ilişkin politika belgesini yayınlamış ve bu belge uluslararası tartışmanın bir parçası olarak Maoist Yol’da yayınlanmıştır. Gecikme için özür dileriz.

HKP (Maoist) MK’sı, birkaç ay önce Birleşik Maoist Uluslararası Konferansı’nı (BMUK) düzenleyen ve Enternasyonal Komünist Birlik’i kuran 14 ülkenin 15 Komünist Partisine devrimci selamlarını iletir. EKB’nin, EKB’ye katılmayan parti ve örgütlerin eleştirel görüşlerini akılda tutmasını ve Uluslararası Komünist Harekette (UKH) birlik ve Dünya Sosyalist Devriminin geliştirilmesi hedefiyle çalışmasını iyi niyetle talep ediyoruz. EKB hakkındaki eleştirel görüşümüzü de aynı bakış açısıyla beyan ediyoruz. EKB’nin bizim görüşümüzü proleter enternasyonal bakış açısıyla görmesini yürekten diliyoruz.

EKB deklarasyonunda “Yeni uluslararası örgüt, demokratik merkeziyetçiliğe dayalı bir ideolojik, siyasi ve örgütsel koordinasyon merkezidir…” denilmektedir. HKP (Maoist) MK’sı, uluslararası Marksist-Leninist-Maoist hareketlerin zayıf olduğu mevcut durumda, 1943’te III. Enternasyonal’in dağılmasının nedenleri; Mao liderliğindeki ÇKP’nin başka bir Enternasyonal kurmamasının nedenleri hakkında uluslararası düzlemde derin bir çalışma, tartışma ve sentez yapmadan Demokratik Merkeziyetçiliğe dayanan yeni bir Enternasyonal örgüt kurmanın olgunlaşmamış olduğu görüşündedir; ve daha önceki Devrimci Enternasyonalist Hareketin (DEH) çalışmaları ve deneyimleri; Komünist Enternasyonal’e benzer EKB gibi bir örgüt kurmak için Örgütlenme Programı ve İlkeleri üzerine uluslararası düzeyde (çeşitli biçimlerde) yapılan bir tartışmadan sonra üzerinde anlaşmaya varılan görüşlere dayanarak UKH’nin mevcut durumunda uygun bir örgüt kurma kararı olmaksızın. Bu nedenle EKB’nin bir parçası olmayacağız. Bununla birlikte, kızıl proleter Enternasyonal bayrağını ve MLM ve Dünya Sosyalist Devrimi bayraklarını büyük ölçüde yükseltmek ve tüm dünyada devrimci mücadelelerin gelişmesi için revizyonizme ve neo-revizyonizme karşı mücadele etmek için sizinle canlı ilişkiler kuracağız. Karşılıklı yardım, işbirliği ve deneyim alışverişinde bulunmanın, dayanışma hareketleri inşa etmenin ve anti-emperyalist mücadeleler inşa etmek için çaba sarf etmenin uluslararası proleter sorumluluğumuz olduğunu görüyoruz.

Hızla gerileyen mevcut dünya kapitalist-emperyalist ekonomisi ve onun derin krizinin arka planında, çeşitli ülkelerdeki Maoist partilerin mevcut durumuna uygun bir Enternasyonal örgüte olan ihtiyacı hiçbir zaman inkar etmedik. Ancak bizim duruşumuz, demokratik merkeziyetçiliğe dayalı bir örgütlenmenin UKH’nin mevcut gerçek durumuna uygun olmadığı yönündedir. Enternasyonal örgütünün, üye partilerin bağımsızlığını ve inisiyatifini; bunlar arasındaki ikili ilişkilerin-faaliyetlerin yerini; ve diğer devrimci parti ve örgütlerle ilişkilerin yerini engellememesi ya da zayıflatmaması gerektiği konusunda netiz. Partimiz, Mao önderliğindeki ÇKP’den ve 1980’den bu yana DEH ve diğer uluslararası faaliyetlerin deneyimlerinden, böyle bir Enternasyonal örgütün görevini yerine getirebilmesi için, ideolojik ve siyasi birliğe sahip olmanın yanı sıra, pratikte örgütsel güç ve birliğin ancak üye ülkelerde devrimci hareketlerin sürekli olarak inşa edilmesi ve geliştirilmesiyle mümkün olabileceği dersini çıkarmamız gerektiği görüşündedir. Maoist partilerin uluslararası örgütlenmesini gerçekleştirmek üzere ideolojik, siyasi ve örgütsel hazırlıkların doğru bir şekilde yapılabilmesi için farklı partiler arasında mümkün olan azami ölçüde istişarelerde bulunulması gerekmektedir. Bu süreç BMUK tarafından gerektiği gibi ele alınmamıştır. İlgili partilerin ideolojik, siyasi ve örgütsel tutumlarındaki farklılıklar dikkate alınmamıştır. Uluslararası düzlemde başlatılan iki çizgi mücadelesi süreci henüz tamamlanmamıştır. Dolayısıyla, ‘birleşik’ adına oluşturulan EKB sadece ve sadece bir tür Marksist-Leninist-Maoistlerin tutumunu yansıtmaktadır. Yoksa birkaç partinin birleşik anlayışını temsil etmemektedir.

Merkez Komitemiz, EKB ve EKB’nin oluşumunda izlenen süreç yerine, EKB’deki partilere ek olarak, ideolojik olarak bunlara yakın olan tüm Marksist-Leninist-Maoist devrimci parti ve örgütlerin karşılıklı olarak deneyimlerini ve ideolojik ve siyasi duruşlarını paylaşabilecekleri; uluslararası konularda ortak bildiriler yayınlayabilecekleri, tüm partilerin onayı ve oybirliğine dayalı olarak çalışan ortak bir forumda harekete geçmenin güçlü bir ihtiyaç olduğu görüşündedir; Emperyalizme karşı ortak mücadele kampanyaları yürütmek; çeşitli revizyonist ve neo-revizyonist akımlarla (Prachanda-Avakian gibi) net sınırlar çizmek ve onlara karşı ortak mücadele yürütmek; Marksizm-Leninizm-Maoizm ışığında yeni demokrasiyi, sosyalizmi ve nihayetinde komünizmi kurmak amacıyla ortak kampanyalar yürütmek; çeşitli partiler arasında karşılıklı yardım alışverişinde bulunmak; ve devrimci hareketlerin gelişimi için karşılıklı öneriler ve yapıcı eleştiriler yapmak. Bunun dışında MK’mız, kararlı anti-emperyalist güçler ve ulusal kurtuluş mücadeleleri ile birlikte yukarıdaki forum temelinde emperyalizme karşı geniş ortak forumlar oluşturmak için gerekli hazırlıklara başlanması gerektiği görüşündedir. MK’mızın yayınladığı Enternasyonal proleter örgütünün oluşumuna ilişkin politika belgesi de aynı anlayıştan bahsetmektedir.

İlgili ülkenin proleter devrimci güçlerinin dünyanın herhangi bir ülkesinde devrimi başarmak için temel faktör olduğuna şüphe olmamakla birlikte, diğer ülkelerin proletaryasının ve ezilen halklarının olası her türlü desteği de gereklidir.

Partimizin anlayışı gereği, EKB de dahil olmak üzere tüm Maoist parti ve örgütlere, proletaryanın her ülkede kendi bağımsız siyasi partisi olan Marksist-Leninist-Maoist komünist partisini örgütlemesinin; tüm ülkelerin gerçek komünist partilerinin UKH’nin mevcut durumuna uygun bir uluslararası ortak forumda birleşmesinin; ve bu ortak uluslararası forumun uluslararası bir bakış açısıyla çalışacak yeni bir Komünist Enternasyonal kurma hedefiyle inşa edilmesinin gerekli olduğunu açıkça belirtiyoruz.

Sınıflı toplum ortaya çıktığından beri, tüm dünyadaki toplumsal gelişme tarihi sınıf mücadelelerinin tarihidir. Dünya toplumsal gelişim sürecinde çeşitli ülkelerde eşitsiz bir gelişim söz konusudur.

Dolayısıyla, ilgili ülkelerin devrimci mücadeleleri farklı düzeylerden ve farklı aşamalardan geçmektedir. Bu mücadelelerin kendilerine has özellikleri vardır. Ancak bunlar her zaman tarihsel gelişimin genel kurallarına bağlıdır. Dünyanın sınıf mücadelesi yoluyla tarihsel gelişiminin ilerleyişi kesinlikle yeni demokrasi, Sosyalizm ve Komünizm yönünde, sömürüsüz ve sınıfsız toplumun kurulması yönündedir. Farklı ülkelerde kurulan Marksist-Leninist-Maoist partilerin bu hedefe ulaşmak için güçlü ve gerçek öncü örgütler haline gelmeleri gerekmektedir. Bu nedenle, Filipinler Komünist Partisi’nden yoldaşların EKB’nin bildirisine verdiği yanıtta olduğu gibi, partimiz de dünya komünist partilerinin ve örgütlerinin kendi ülkelerindeki çeşitli koşulların sınıf analizini ve toplumsal incelemesini yapmalarının; Marksizm-Leninizm-Maoizm’i uygulayarak belirli strateji ve taktiklere karar vermelerinin; ezilen ve sömürülen tüm sınıflara önderlik etmelerinin; yeni demokratik, sosyalist devrimci mücadeleler başlatmalarının en acil görev olduğu görüşündedir. Mevcut toplumsal değişimlerin arka planında ve tüm devrimci hareketlerin üzerine yoğun bir karşı devrimci saldırının salındığı, sosyal devlet faşizminin yükseldiği koşullarda, eğer bunu yapmazsak, normal olarak devrimci hareketlerin kendiliğindenciliğe, sağ ve sol tehlikelere düşme olasılığı vardır. Büyük Marksist öğretmen Mao’nun somut koşulların somut olarak araştırılması gerektiğine dair öğretisi her Maoist parti için rehber olmalıdır.

İlgili ülkelerin komünist partileri, Marksist-Leninist-Maoist teoriyi, acil ve uzun vadeli plan ve görevleri benimsemek ve somut nesnel koşulları incelemek için her zaman rehber, vizyon ve inceleme aracı olarak kabul etmelidir. Eğer ideolojik çalışma ve teorinin somut koşullara uygulanması ihmal edilirse, karanlıkta el yordamıyla ilerlenir. Partimizin deneyimi bize genel ilkeleri dogmatik bir şekilde papağan gibi tekrarlamanın yeterli olmadığını öğretti. Marksizm-Leninizm-Maoizmi derinlemesine incelemeli ve kavramalı, somut pratikte yaratıcı bir şekilde uygulamalı ve devrimi her alanda ilerletmeliyiz. Devrim hedefine ulaşmak için silahlı, silahsız, yasadışı ve yasal örgütlenme ve mücadele biçimlerini etkin bir şekilde kullanmalı ve pratik sürecinde halktan ve kendi deneyimlerimizden öğrenmeliyiz. Aynı zamanda, daha önceki devrimlerin ve dünyadaki mevcut devrimlerin deneyimlerinden de öğrenmeliyiz.

Avakianistler ve Prachandistlerin yanı sıra dünyanın her yerindeki çeşitli revizyonistlerin, neo-revizyonistlerin ve gericilerin Komünizm, MLM ve devrimci hareketlere yönelik ideolojik saldırılarına karşı mücadele etmeliyiz. Halkı devrimci savaştan saptırmak ve devrim yoluna girmesini engellemek amacıyla halkın zihnini kirleten sahte devrimcilerin oportünist teorilerini, küçük burjuvazinin çeşitli tasfiyeci teorilerini ve kapitalizmin-emperyalizmin ideolojik iflasını teşhir etmek için gerekli ideolojik, politik tartışmaları yürütmeliyiz. Proleter orduyu inşa edebilecek ve sınıf savaşını, devrimci savaşı, Uzun Süreli Halk Savaşını ve devrimci Birleşik Cepheyi geliştirebilecek sağlam Bolşevik partiler kurmalıyız. Devrimci hareketleri başarıyla ilerletmeliyiz. Ancak bu şekilde Dünya Sosyalist Devrimi zafere doğru hızlanacaktır.

Marksist-Leninist-Maoist komünist partiler, Filipinler Komünist Partisi, UOC (MLM), PCM İtalya, Galiçya Maoist Komünist Partisi, Devrimci Komünistler, Norveç (RK), Komünist İşçi Birliği (MLM) Kolombiya Yönlendirme Komitesi, TKP/ML, Uluslararası Komünist Hareketin benimsemesi gereken mevcut genel siyasi çizgiye ilişkin taslak öneri ve EKB deklarasyonu hakkındaki tutumlarını bildirdiler.

Bundan önce partimiz, Uluslararası Komünist Hareketin deneyimleri hakkında açıkça yazdığı, mevcut uluslararası durumu ve hareketin sentezini yaptığı ve buna uygun Uluslararası komünist örgütün oluşumu hakkında, yani Maoist partileri, örgütleri ve ilgili ideolojik, politik ve örgütsel yönleri içeren proleter bir uluslararası örgüt hakkında bir belge yayınladı. UKH bunu da yayınladı. Nepal Komünist Partisi (Devrimci Maoist), Tunus, PCR-RCP Kanada-Isra, Afganistan Komünist Partisi (Maoist), Union Obrera Communista (MLM) sorumlu bir çalışma ve gözlem yaptı, eleştirel notlar yazdı ve tartışılması için CUMIC’e gönderdi. Ancak organizatörlerden ve destekçilerden herhangi bir yanıt gelmedi. Devrimci komünistler arasında ortaya çıkan bu duruşlar, çelişkiler ve fikir ayrılıkları üzerine tartışmaya devam etmediler. Partimiz, EKB’nin birlik-mücadele-birlik yöntemini uygulayan Marksist-Leninist-Maoist çalışma tarzının eksikliğinin uluslararası birliğin önünde engel oluşturduğunu ve bunun talihsiz olduğunu düşünmektedir. Partimiz, bu sekter tutumlar ve yanlış yöntemlerle geniş ve güçlü bir birliğin sağlanamayacağını, EKB’nin tek tip Marksist-Leninist-Maoistlerin duruşlarını ve özel çıkarlarını temsil eden bildirgeye dayanarak oluşturulmasını doğru bulmamaktadır. EKB’nin kendi özel çıkarlarını temsil eden bir bildirgeye dayalı olarak kurulmasının olgunlaşmamış olduğu görüşündedir. Ayrıca, EKB’nin, taraflar arasında hegemonya için hiçbir yolun olmadığı ve ideolojik, politik çizgiye bağlı olarak karşılıklı saygı ve eşitliğin uygun yoldaşlık ilişkilerini göz önünde bulundurarak kesinlikle çalışması gerektiği görüşündedir.

Tamamen olmasa da, uluslararası MLM parti ve örgütlerinin EKB’nin oluşumuna ilişkin eleştirel değerlendirme ve argümanlarına büyük ölçüde katılıyoruz.

EKB’nin ortaya koyduğu öneri taslağının ve deklarasyonunun kavramlarındaki bazı önemli konuların Marksist-Leninist-Maoistlerin birliği için genel bir temel olamayacağını düşünüyoruz. Taslak önerideki bazı hususlar EKB bildirgesinde görülmemektedir. Ancak özde bir farklılık yoktur. Bu nedenle, Marksizm-Leninizm-Maoizm ışığında her iki belgedeki birkaç önemli hata hakkındaki görüşümüzü açıkça ortaya koyuyoruz.

Birleşik Maoist Uluslararası Konferansı Koordinasyon Komitesi – CUMIC’in taslak belgesindeki birkaç hatalı kavramla ilgili olarak

‘Marksizm-Leninizm-Maoizm, esas olarak Maoizm’ ya da Marksizm-Leninizm-Maoizm formülasyonuna ilişkin tartışma ne bizim ne de UKH için yeni değildir. Bu konuda daha önceki DEH ile farklı düşünüyoruz. ‘Esas olarak Maoizm’ formülasyonunu kabul etmiyoruz.

Bu, proleter ideolojinin bölünmez canlı bir bütün olduğu ve şimdiye kadar proleter devrimci pratik yoluyla evrensel olarak elde edilen her şeyin bunun ayrılmaz bir parçası olduğu anlayışına aykırıdır. Bilimsel sosyalizmin Mao Zedung’un katkılarıyla sınırlandırılmasını da kabul etmiyoruz. Bu, eski DEH’den beri süregelen yanlış bir anlayış/değerlendirmedir. Partimiz Marksizm-Leninizm-Maoizm formülasyonunun tek başına doğru olduğunu daha önce de söyledi, şimdi de söylüyor. Biz son yirmi yıldır Marksizm-Leninizm-Maoizm’i niteliksel olarak yeni, üçüncü, daha yüksek bir aşama olarak söylüyoruz. Bu anlayışla çalışıyoruz. Ancak ‘Maoizm’ sözcüğünü propaganda için de kullanıyoruz.

HKP (Maoist) Birlik Kongresi-Dokuzuncu Kongresi tarafından 2007 Ocak ayında kabul edilen MLM belgesinde açıkça söyledik – “Marksizm-Leninizm-Maoizm bugün bütünleşmiş bir bütündür. Marksizm-Leninizm-Maoizm dünya proletaryasının en ileri ve bilimsel ideolojisidir. Sadece bu da değil, MLM, burjuva ideolojisiyle ve Maoizm kisvesine bürünmüş olanlar da dahil olmak üzere tüm revizyonizm markalarıyla mücadele edebileceğimiz ve onları yenebileceğimiz çok güçlü bir silahtır.

Marksizm, doğanın, toplumun ve insan düşüncesinin hareket yasalarının bir bilimi, proletaryanın kendi kaderi de dahil olmak üzere toplumun kaderini şekillendirme yeteneğine sahip devrimci bir sınıf olarak ortaya çıktığı tarihin bir anında bir devrim bilimi olarak ortaya çıktı. Marksizm, proletaryanın daha da sentezlenmiş ve yeni ve daha yüksek aşamalara doğru geliştirilmiş ideolojisidir. Marksizm’den Marksizm-Leninizm’e dönüşmüştür. Daha sonra da Marksizm-Leninizm-Maoizm olarak gelişmiştir. Belirli bir bilgi alanına ilişkin bir bilim değil, bütünlüklü bir felsefi sistemi, ekonomi politiği, bilimsel sosyalizmi ve proletaryanın dünyayı devrim yoluyla kavrama ve dönüştürme strateji ve taktiklerini temsil eden bir bilimdir.

Komünist Mao liderliğindeki Mao ÇKP’si, 1969 yılında düzenlenen 9. Kongresi aracılığıyla Mao Düşüncesinin (şimdiki adıyla Maoizm) gelişiminin tarihi ve kapsamlı bir analizini yapmıştır. Bu sayede, Büyük Tartışma’dan bu yana tarihsel önemi dünya çapındaki Marksist-Leninist güçler tarafından kabul edilmeye başlanan Mao Zedung Düşüncesi, ÇKP’nin 9. Kongresi sırasında proleter ideolojinin gelişiminde niteliksel olarak yeni ve daha yüksek bir aşama olarak yerleşmiştir.

Maoizm sadece Mao’nun büyük katkılarının toplamı değildir. Marksizm-Leninizm biliminin, Komünist Lenin’in zamanından bu yana dünyada meydana gelen muazzam değişimler ve büyük çalkantılar döneminde şekillenen en kapsamlı ve çok yönlü gelişimidir. Dünya Savaşı sonrasında Sosyalist kampın ortaya çıkışı; yeni sömürgeci kontrol ve sömürünün yeni bir aşamasına yol açan dünya çapında ulusal kurtuluş mücadelelerinin yükselişi; ve modern revizyonist Kruşçov kliği tarafından iktidarın gasp edilmesiyle Sovyetler Birliği ve Doğu Avrupa’da kapitalizmin restorasyonu.

Marksizm-Leninizm-Maoizm entegre bir bütündür. Maoizm günümüzün Marksizm-Leninizm’idir. Maoizmi yadsımak, Marksizm-Leninizmin kendisini yadsımaktır.

CUMIC taslak belgesinde “Başkan Gonzalo’nun evrensel katkılarıyla birlikte” formülasyonundan bahsedilmiştir. Gonzalo Yoldaş’ın katkılarını Gonzalo Düşüncesi olarak sentezlemenin olgun bir karar olmadığı görüşündeyiz. Ayrıca UKH’nin kendisine Başkan Gonzalo olarak hitap etmesinin de doğru olmadığını düşünüyoruz. UKH’nin Gonzalo Yoldaş hakkında yazması gerekiyorsa, kendisinden Peru Komünist Partisi Kurucu Başkanı olarak bahsedilebilir. Aynı zamanda partimiz Gonzalo Yoldaş’ın Peru devrimine ve UKH’ye hizmetlerini doğru değerlendirmektedir. Maoizmi Marksizmin üçüncü, yeni ve daha yüksek bir aşaması olarak formüle eden ilk kişidir. Peru toplumunu doğru bir şekilde tanımlayarak ve Uzun Süreli Halk Savaşını başlatarak Maoizmin korunmasında ve savunulmasında öncü rol oynadı. Tutuklandıktan sonra, emperyalist ve Peru gerici işkencelerine gerçek komünist ruhla büyük bir cesaretle karşı koymuş, 29 yıl boyunca zindanda tek başına korkunç bir hapis hayatı yaşamış ve uluslararası proleter devrimci fedakarlık geleneğini büyük ölçüde sürdürmüştür. UKH onu her zaman hatırlar ve ideal olarak kabul eder.

‘Dünya Halk Savaşı’ formülasyonu belirsizdir ve ideolojik olarak doğru değildir. Bu formülasyon Marksizm-Leninizm-Maoizm’e uygun değildir ve ona aykırıdır. Bu belgede bahsedilen dünyadaki Halk Savaşlarının koordine edilmesinin öznel olduğunu düşünüyoruz.

Dünya çapında Marksist-Leninist-Maoist öznel güçlerin zayıf olduğu ve yeniden gruplaştığı mevcut gerçeklik koşullarında, halk hareketlerini ve halk savaşlarını Uluslararası bir merkezden koordine etmek hiç de uygun ve pratik değildir. Bu, söz konusu ülkelerdeki hareketlere ve yeni demokratik/sosyalist devrimlere yarardan çok zarar getirecektir.

Belgede ‘halk savaşının evrenselliği’nden bahsedilmiş ancak somut strateji, temel taktikler, net bir program ya da kapitalist-emperyalist ülkelerde nasıl gerçekleşeceğine dair ilkeler hakkında hiçbir şey söylenmemiştir. Mao’nun formüle ettiği ve Çin’in uyguladığı Uzun Süreli Halk Savaşını bir mavi baskıya dönüştürmenin ve dünyanın çeşitli ülkelerinin sosyal gelişim aşamasına bakılmaksızın tüm ülkelerde uygulanması gerektiğini düşünmenin ideolojik ve politik olarak yanlış olduğunu düşünüyoruz.

UKH’nin ‘stratejik saldırı’ aşamasında olduğu analizi de öznel ve aşırı değerlendirmesini göstermektedir. Emperyalizm çok yönlü bir krize yakalanmış olsa da; dünyanın mevcut nesnel durumu ilerleyen Dünya Sosyalist Devrimi için son derece elverişli olsa da; UKH’nin, MLM Komünist partilerin, Halk Ordularının, devrimci güçlerin ve devrimci hareketlerin durumu son yirmi yıldır giderek ivme kazanıyor olsa da; birkaç ülkede nispeten az bir güç var. Genel olarak baktığımızda, dünyadaki devrimci partilerin mevcut durumu henüz yeterince güçlü değildir. Mevcut emperyalist sistemin ve onun kuklası komprador bürokratik gerici ülkelerin kriz durumu her alanda verimli bir şekilde değerlendirilebilirse, mevcut partiler-hareketler kesinlikle vahşi bir ateş gibi yayılacak ve ayrıca devrimci proleter partiler daha birçok ülkede doğacak ve gelişecektir. MLM partiler ve örgütler de UKH’nin mevcut durumunu öznel olarak aşırı değerlendirmemelidir. Öznel düşüncenin tek taraflılığı yansıttığını ve diyalektik materyalist analiz yöntemine ve proleter bakış açısına aykırı olduğunu düşünüyoruz.

Dünya devriminin önümüzdeki 50 ila 100 yıl içinde başarılı olacağı değerlendirmesi öznel bir değerlendirmedir ve nesnel gerçekliğe aykırıdır. Dünyada 1976’dan beri sosyalist bir ülke yok. Mao bunun 50 ila 100 yıl içinde başarılabileceğini söylediğinde, o zamanki somut koşullarda doğruydu. Emperyalizmin zayıfladığı, sosyalist devletlerin-kampların kurulduğu, komünist partilerin birçok ülkede güçlü olduğu, Asya, Afrika ve Latin Amerika ülkelerinin ulusal kurtuluş mücadeleleri ve yeni demokratik devrimlerle fırtına merkezleri olduğu ve kapitalist-emperyalist ülkelerdeki proleter mücadelelerin arka planında böyle söylemişti. Büyük Marksist öğretmen Mao, devrimin başarısına ilişkin değerlendirmesini ifade etmek için devrim ve sosyalizm mücadelesi için bir atmosfer ve bol miktarda fırsat olmasına rağmen, o dönemde dünya durumundaki değişimi, devrimci kamp ile gerici kamp arasındaki güç dengesini göz önünde bulundurarak böyle demiştir.

Stalin’in değerlendirilmesi üzerine

BMUK’in ‘taslağı’ büyük Marksist öğretmen Stalin hakkında bir değerlendirme yapmıştır. Bu, Mao ÇKP’si tarafından sentezlenen değerlendirmeye aykırıdır. EKB bildirisi bunu düzeltmiştir. Stalin’in katkılarını doğru bir şekilde onaylamıştır.

EKB beyanındaki bazı hatalı hususlar hakkında

Marksizm ve revizyonizm arasında çizilen sınırla ilgili olarak bildirgede belirtilen beş hususu genel olarak kabul ediyoruz. Ancak bildirge, Mao tarafından ortaya konan kriterlerden biri olan ve proletarya partisini burjuva ve revizyonist partilerden net bir şekilde ayıran ‘çalışma tarzıyla ilgili üç büyük tarz’dan bahsetmemiştir.

Bildiri, revizyonizme, her türlü oportünizme karşı savaşı emperyalizme ve tüm gericiliğe karşı savaşla uzlaşmaz bir şekilde ayrılmaz hale getirmeden, UKH’nin yeniden birliğe doğru bir adım bile ilerleyemeyeceğini ve ‘iki çizgi mücadelesi partinin gelişimi için itici güçtür’ ilkesinin doğru olduğunu söylüyordu. Ancak pratikte, iki çizgi mücadelesini yarı yolda bırakarak EKB’nin kurulması UKH’nin birliğine yardımcı olmamaktadır. Ayrıca bildirgede yer alan bazı hususlara da katılmıyoruz. UKH’de birliği sağlamak ve güçlendirmek amacıyla iki çizgi mücadelesinin bir parçası olarak Marksist-Leninist-Maoistler arasında bu tür çeşitli görüş ayrılıkları üzerine bir tartışma yürütüleceğini düşünüyoruz. Bildirgenin katılmadığımız bazı önemli yönlerine ilişkin anlayışımızı burada sunuyoruz.

Halk Savaşı

Uzun Süreli Halk Savaşı teorisinin (EKB’nin Mao’nun söylediği Uzun Süreli Halk Savaşından ‘Uzun süreli’ kelimesini çıkarması ve onu sadece Halk Savaşına indirgemesi çok gariptir) pratiğe uygulanması sorununa gelince, EKB yoldaşları ‘somut koşulların somut analizini’ tamamen göz ardı ettiler. Sonuç olarak, Uzun Süreli Halk Savaşı ile ilgili Maoist ilkeleri dogmatik bir bakış açısıyla uygulamaya çalışıyorlar. Halk Savaşının dünyanın farklı aşamalarındaki ülkelerin sosyal sistemleri için ve her zaman ve koşulda geçerli olduğunu ve devrim için tek yol olduğunu vurguladılar. Çeşitli ülkelerin toplumsal koşullarındaki farklılıkları görmeden Halk Savaşının, Halk Ordusunun ve Üs Bölgelerinin oluşumunun aynı şekilde gerçekleşeceğini düşünüyorlar.

EKB deklarasyon belgesi şöyle demekte: “Maoizmin temeli İktidardır, başka bir deyişle proletaryanın iktidarı, proletarya diktatörlüğünün iktidarı, Komünist Parti tarafından yönetilen silahlı bir güce dayanan iktidardır.

Bu, Asya, Afrika, Latin Amerika ve hatta Avrupa’daki ezilen uluslara karşı yürütülen emperyalist saldırı savaşlarına karşı Halk Savaşına önderlik etmemizi gerektiriyor.

Devrimci Savaş, Halk Savaşı, devrimin temel sorunlarının çözüldüğü üstün mücadele biçimidir; toplumu Sınıf ve halk lehine dönüştürmek için siyasi stratejiye (iktidarın fethi) karşılık gelen askeri stratejidir; temel mücadele biçimidir ve Halk Ordusu temel örgütlenme biçimidir…. Halk Savaşı, proletarya için Yeni İktidarı fethetmek ve savunmak üzere Komünist Parti tarafından yönetilen kitlelerin savaşıdır.

Halk Savaşını yürütmek için dört temel sorunu akılda tutmak gerekir: 1) Proletarya ideolojisi – Marksizm-Leninizm-Maoizm – ister ezilen ülkeler ister emperyalist ülkeler olsun, her bir ülkedeki somut pratiğe ve devrimin özelliklerine uygulanmalıdır; 2) Komünist Parti’nin Halk Savaşına önderlik etmesi gerekliliği; 3) Halk Savaşına giden yolun siyasi stratejisinin belirlenmesi; 4) Üs bölgeleri. Üs bölgelerinde oluşturulan Yeni İktidar ya da Cephe-Yeni Devlet, Halk Savaşının çekirdeğidir.”

Yukarıda bahsedilen tüm kavramlar aslında Asya, Afrika ve Latin Amerika ülkelerindeki yarı-sömürge, yarı-feodal toplumlar için geçerlidir ancak kapitalist-emperyalist ülkeler için geçerli değildir. Partimizin anlayışı budur. Aksine, bu kavramlar tüm devrimlere dayatılırsa, UKH’in ilerlemesine yardımcı olmamakla kalmayacak, aynı zamanda bir engel haline gelecektir.

Partimizin bu konudaki görüşü şudur: hiç kimse devrim için başından sonuna kadar mutlak kapsamlı bir şablon (mavi baskı) hazırlayamaz. Yalnızca dogmatik teorisyenler devrim için böyle şablonlar hazırlayabileceklerini hayal edebilirler. Aksine Marksist-Leninist-Maoistler teoriyi gerçek somut koşullara uygulayarak, pratikten öğrenerek ve teoriyi daha da zenginleştirerek ilerlerler. Yararsız dogmatik eski ilkeleri bir kenara bırakırlar. Teorinin, pratiğin, nesnelliğin, öznelliğin, bilmenin ve uygulamanın diyalektik birliğini kavrarlar.

Eğer somut tarihten uzaklaşırlarsa bunun öznel yanlış teorilere ve sağ ya da sol teorilere yol açacağını bileceklerdir. Sekizinci Yol Ordusu Kuzey Çin’de yaratılmıştır. Biz de kadrolar yaratabiliriz, okullar yaratabiliriz, kültür yaratabiliriz, kitle hareketleri yaratabiliriz. Yenan’da her şey silaha sahip olmakla yaratıldı…’ (Savaş ve strateji sorunları).

Ancak yukarıda da belirtildiği gibi, ‘Bizim ilkemiz, Parti’nin silaha komuta etmesi ve silahın asla Parti’ye komuta etmesine izin verilmemesidir’ demiştir. Mao Parti, Halk Ordusu ve devrimci Birleşik Cephe’yi üç sihirli silah olarak tanımladı. Bildiride bundan bahsedilmemiştir.

Birlik Kongresi-Dokuzuncu Kongre’nin onayladığı partimizin ‘Hindistan Devriminin Strateji ve Taktikleri’ belgesinde Halk Ordusunun öneminden şöyle bahsedilmektedir: “Halk ordusu olmadan halk savaşını tasavvur edemeyiz… “Bizimki gibi bir ülkede devrim, başlangıçtan itibaren esas olarak silahlı mücadele biçiminde devam edecektir. Yeni demokratik devrimin seyri boyunca silahlı mücadele ya da savaş temel mücadele biçimi, ordu da temel örgütlenme biçimi olacaktır. Halkın silahlı güçlerinin desteği olmadan ne halkın örgütlenmesi ne de kitlesel mücadelelerin inşası çalışmaları başarılı bir şekilde devam edebilir. Parti, kitle mücadelelerinin kazanımlarını ancak gerilla savaşını genişleterek ve geliştirerek pekiştirebilir ve böylece alternatif halk siyasi iktidarının temelini atabilir…“, “Doğru siyasi çizgiye tekabül eden bir askeri çizgi formüle etmezsek, devrimci hedefimize ulaşamayız. Askeri çizgi siyasi çizgiye tabi olmalıdır. Doğru askeri çizgi mücadele içinde doğar, mücadele içinde gelişir ve mücadele sırasında net bir şekil alır. Sadece sağ ve “sol” oportünist çizgiye karşı aralıksız ideolojik mücadele yürüterek uzun süreli halk savaşını başarıyla yürütebiliriz.

Bu bağlamda, büyük Marksist öğretmenlerin devrimci parti örgütlenmesine ilişkin öğretilerini ve MLM ışığında anlayışımızı aşağıda aktarıyoruz – Lenin “Devrimci teori olmadan devrim olmaz“, “devrimci parti olmadan devrimci hareket olmaz“, “proletaryanın iktidar mücadelesinde örgütten başka silahı yoktur” demiştir.

Mao şöyle açıklıyordu: “Eğer devrim olacaksa, devrimci bir parti olmalıdır. Devrimci bir parti olmadan, Marksist – Leninist devrimci teori üzerine ve Marksist – Leninist devrimci tarzda inşa edilmiş bir parti olmadan, işçi sınıfına ve geniş halk kitlelerine emperyalizmi ve onun koşucu köpeklerini yenmede önderlik etmek mümkün değildir.

Devrimde partiyle ilgili üç temel sorun güçlü bir Parti, bir Halk Ordusu ve bir Birleşik Cephe inşa etmektir. Bu üç sorunu ve aralarındaki karşılıklı ilişkiyi anlamak tüm devrimin kesin yönünü sağlar. Mao, Parti, Ordu ve Birleşik Cephe arasındaki ilişkinin doğru bir şekilde anlaşılması gerektiğini şöyle açıklamıştır: “…Birleşik Cephe ve silahlı mücadele düşmanı yenmek için iki temel silahtır. Birleşik Cephe, silahlı mücadeleyi sürdürmek için bir Birleşik Cephe’dir ve parti, düşmanın mevzilerine saldırmak ve onları paramparça etmek için iki silahı, Birleşik Cephe ve Silahlı Mücadeleyi kullanan kahraman savaşçıdır. Birbirleriyle ilişkileri bu şekildedir.”

Bu nedenle, bu muhteşem silahların her birini başından beri inşa etmenin ve Marksizm-Leninizm-Maoizm öğretileri temelinde somut devrimci pratiğe etkin bir şekilde uygulamanın önemini kavramak çok gereklidir.

Partiyi yenilmez kılmak ve devrime başarıyla önderlik etmesini sağlamak istiyorsak, partiyi aşağıda belirtilen MLM anlayışı temelinde inşa etmeliyiz.

Partimizin anlayışına göre parti, Sosyalizm-Komünizm perspektifiyle Hindistan’da Yeni Demokratik Devrimi gerçekleştirmek için ihtiyaç duyulan üç güçlü ve muhteşem silahtan biridir. Parti, diğer iki silahı etkin bir şekilde kullanabilecek yegane silahtır. Komünist Parti, devrimin her döneminde ve her aşamasında büyük bir öngörü ile doğru ideolojik, politik, örgütsel ve askeri liderlik sağlar.

En önemli sorun, doğru ideolojik, politik çizgiyle ona rehberlik etmektir. Partinin devrim öncesi ve Sosyalizm-Komünizmin başarılmasına kadar olan çalışması doğru ideolojik, politik çizgiye dayanmalıdır. MLM’nin proleter teorisi olmadan devrim için doğru program ve strateji-taktik formüle etmek ve devrimde başarıya ulaşmak mümkün değildir. Proletarya partisi devrimci siyaseti komuta etmek ve MLM’nin ışığında pratiği ele almak zorunda kalacaktır.

Parti örgütlenmesine ilişkin bir diğer temel ilke de gizli örgütlenmedir.

Üçüncü temel ilke, partinin irade birliğine, uygulama birliğine ve parti ile halk arasında birliğe sahip olmasıdır.

Bunları ancak partiyi Demokratik merkeziyetçilik temelinde inşa ederek ve sınıf çizgisi ile kitle çizgisini (“halktan halka”) izleyerek sağlayabiliriz. Parti, birliğini sağlamalı, merkezi liderliğini daha da güçlendirmeli, mücadele etkinliğini iki katına çıkarmalı ve parti yaşamının sağlıklı olduğunu görmelidir ki bunun için demokratik merkeziyetçiliğin bilinçli bir şekilde uygulanması büyük önem taşıyan bir konudur. Bu nedenle demokratik merkeziyetçilik tüm parti üyelerini motive edecek şekilde uygulanmalıdır. Böylece partiyi daha da güçlendirebiliriz.

Kolektif liderliğin güçlendirilmesi, partide demokratik merkeziyetçiliğin doğru bir şekilde uygulanmasının önemli bir koşuludur. Kolektif liderlik ile bireysel sorumluluğu bütünleştirmeli ve parti komitesi sistemini güçlendirerek uygulamaya koymalıyız. Kolektif sorumlulukları paylaşan ve iyi kararlar almada işbirliği yapan bir merkezi liderlik grubu geliştirmemiz gerektiğine dair doğru komünist ilkeye inanıyoruz. Bu, parti işlerinin yürütülmesinde tek bir bireyin üstünlüğünü engeller. Bu, partinin tüm kademelerindeki komiteler için geçerlidir.

Demokrasiye dayalı merkezi bir liderlik olmadan yanlış siyasi çizgileri ve diğer hataları düzeltmek mümkün değildir. Herkes hata yapar. Hiç kimse hataların üstünde değildir. Devrimde yetenekli liderliğin rolü son derece hayati olsa da, güçlü kolektif liderlik herhangi bir bireyden daha güçlüdür. Normalde kolektifin düşüncesi bir bireyinkinden daha doğru ve güçlü olacaktır. Merkez Komite kolektif çabayla daha iyi kararlar alabilir. Siyasi çizgileri, planları ve taktikleri formüle edebilir. Karar ve uygulamalardaki hataları düzeltebilir. Çeşitli kademelerdeki alt kademe kadroları, Merkez Komite/üst komitelerin kararlarını hareketin somut durumuna yaratıcı bir şekilde uygulamanın ve kendi yetki alanlarındaki işlerin dışında kararlar almanın bir parçası haline getirilmezlerse, bu kararlara sahip olmazlar. Onlardan ayrılmış olacaklardır.

Heyecanları, alınan kararlardan ayrılanların sayısı ölçüsünde azalır. Bunları verimli bir şekilde uygulayamazlar. Halkı bu temelde harekete geçirecek ve savaşacak güçten yoksundurlar. Tam da bu nedenle bireysel külte, emir vermeye ve lütufta bulunmaya karşı çıkıyoruz.

Partimiz, parti içindeki iki çizgi mücadelesinin toplumdaki sınıf mücadelesinin bir yansıması olduğunu, partinin gelişim süreci boyunca parti içinde devam ettiğini ve partinin izlediği çizginin gelişmesine ve partideki birliğin güçlenmesine yardımcı olduğunu anlar. Bizim anlayışımıza göre, Mao tarafından öğretilen ve proletarya partisini revizyonist, küçük burjuva ve burjuva partilerinden ayıran kriterlerden biri olarak duran ‘çalışmaya ilişkin üç büyük tarzı’ takip etmeliyiz. Bu üç büyük tarz şunlardır: teoriyi pratikle birleştirmek, halkla yakın ilişkileri sürdürmek, eleştiri ve özeleştiri yapmak. İdeolojik ve siyasi eğitimin tüm partiyi birleştiren hayati bir halka olduğunun farkına varmalıyız. Eğer bu çalışmayı yapmazsak, parti siyasi görevlerinden hiçbirini yerine getiremez.

Üç büyük kılıç hakkında

EKB bildirgesinde Marx, Lenin ve Mao’nun üç büyük kılıç olarak tanımlanması sadece şaşırtıcı değil aynı zamanda kınanacak bir durumdur. EKB bildirgesinde “…Dolayısıyla, biz komünistlerin üç büyük kılıcı vardır: kurucumuz Marx, büyük Lenin ve Başkan Mao Zedung, büyük görevimiz Marksizm-Leninizm-Maoizm’i korumak, savunmak ve uygulamaktır…” denmektedir. Bu formülasyonda büyük Marksist öğretmenlerden üç büyük kılıç olarak bahsedilmesine şiddetle karşı çıkıyoruz.

Marx, Engels, Lenin, Stalin ve Mao’yu büyük Marksist öğretmenler olarak görüyoruz. Uluslararası proletaryanın en yetenekli liderleri – Marx, Engels, Lenin, Stalin ve Mao Zedung Marksizm-Leninizm-Maoizm’i formüle ettiler. Marx-Engels birlikte Marksizmi kurdular. Engels’in Marksizme yaptığı eklemeler Marksizmin ayrılmaz bir parçasıdır. Lenin Marksizmi korumuş ve Marksizm-Leninizmi geliştirmiştir. Stalin’in eklemelerini Marksizm-Leninizm’in ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Mao, Marksizm-Leninizmi üçüncü, daha yüksek, niteliksel olarak yeni aşamasına – Marksizm-Leninizm-Maoizm – geliştirdi. Sınıf mücadelesi tarihi ve Mao’nun öğrettiği teori ve pratik bize, bu proleter bilim aracılığıyla zaferler kazanabileceğimizi ve bu bilimi, mevcut proleter devrimin deneyimlerinden elde edilen yeni açıklamalar ve ilkelerle daha da zenginleştirebileceğimizi söylemektedir; bu ancak Marksizm-Leninizm-Maoizm’in devrimci çalışma sürecinde, ülkenin somut koşullarına yaratıcı bir şekilde uygulanmasında ve devrimci deneyimlerden sentezlenmesinde mümkündür. Büyük Marksist öğretmenlerin öğretileri ile ‘üç kılıç’ formülasyonunun uyuşmadığını düşünüyoruz.

EKB bildirgesinde MLM’den neredeyse tamamen gelişmiş bir teori olarak bahsedilmesi MLM anlayışına aykırıdır. Lenin, “Marksizm cansız bir dogma, tamamlanmış, hazır, değişmez bir doktrin değil, canlı bir eylem kılavuzudur. Toplumsal yaşam koşullarındaki şaşırtıcı derecede ani değişimi yansıtmak zorundadır” demiştir.

Öne çıkan bazı tespitler

  • Deklarasyon, çeşitli hususlara ilişkin değerlendirmeler üzerinden yapılmıştır
  • Geçen yüzyılın ‘90’lı yıllarının başında – esas olarak Yankee (ABD) emperyalizmi tarafından – başlatılan genel karşı devrimci saldırı, Halk Savaşları, ulusal kurtuluş mücadeleleri ve proletarya ve ezilen dünya halkları tarafından geliştirilen mücadeleler aracılığıyla Marksist-Leninist-Maoist devrimci karşı saldırı tarafından yenilgiye uğratılmaktadır” (3. sayfanın 5. paragrafı). Burada genel karşı-devrimci saldırının yenilgiye uğratıldığını söylemek yerine, devrimci karşı-saldırının bir ölçüde geri püskürtüldüğünü söylemek daha doğru olacaktır. Bunun nedeni, MLM partilerin yanı sıra tüm devrimci demokratik güçler ve hareketlerin 1990’lardan başlayarak kırk yıl boyunca emperyalist saldırıya yoğun ve yaygın bir şekilde direnmesine rağmen, Nepal devriminin korkunç bir ihanete uğraması; devrimci güçlerin ve ulusal kurtuluş güçlerinin düşmanın karşı devrimci saldırısında ciddi kayıplar vermesi; UKH’nin yeni MLM parti örgütlerinin oluşumu ve faaliyetleriyle nispeten güçlenmesine rağmen, henüz zayıf olması ve emperyalist saldırıyı yenecek kadar güçlü olmamasıdır. Bu nesnel bir gerçekliktir. Bugün her Maoist partinin ve UKH’nin görevi, emperyalist saldırıyı yenilgiye uğratacak düzeye kadar gelişmektir.
  • Nesnel koşullar çok elverişli. Dünyanın dört bir yanında halk mücadeleleri yükseliyor.

Ancak Maoist partiler bu akımı yakalayabilecek durumda değiller. Öznel olarak zayıf durumdalar.

Partiler bu zayıflığın üstesinden gelmek için yoğun çaba sarf etmelidir. Maoist partiler ancak kendi önderliğinde güçlü devrimci hareketler inşa ederek ve subjektif olarak güçlenerek dünya çapındaki mücadelelere önderlik edebilir. Böylece bu mücadele dalgasını büyük bir proleter devrim dalgasına dönüştürebilir.

  • “…Hindistan’da, Peru’da, Türkiye’de, Filipinler’de devam eden ve daha birçok ülkede hazırlığı yapılan Halk Savaşları ile dünyada Yeni Bir Büyük Dünya Proleter Devrimi Dalgası üretildiğinde, bütün dünyada ulusal direnişlerin ve halk direnişlerinin kahramanca mücadeleleri ortaya çıktığında…“… bu aşırı bir durum değerlendirmesidir. 5-6 ülkedeki Halk Savaşlarının düzeyi ya da yukarıda sözü edilen diğer mücadelelerin düzeyi yeni bir büyük dünya proleter devrimi dalgası yaratacak durumda değildir. Ulusal kurtuluş mücadeleleri ve halk direnişi mücadeleleri büyük bir şekilde devam ediyor ama doğru ve güçlü bir liderlikten yoksunlar.

Onlar dağınıktır. Dolayısıyla devrimin nesnel durumuna göre bunların mevcut durumu anlaması ve gelişmesi için MLM ışığında her türlü girişimde bulunmalıyız. Halkı politik olarak aydınlatmaya cesaret edebilirsek, sınıf mücadelesine seferber edebilirsek ve tarihin yapıcısının halk olduğuna dair sarsılmaz bir güvenle kenetlenebilirsek, Uzun Süreli Halk Savaşlarına büyük bir cesaret ve kararlılıkla önderlik edebilirsek, Sosyalist Devrimlere etkin bir şekilde önderlik edebilirsek, büyük harikalar yaratabilecek duruma gelinecektir. Bunun dışında kolay bir yol yoktur.

EKB hedefine ulaşmak için MLM çalışma tarzını takip etmelidir

EKB’nin UKH ve dünya sosyalist devrimi ile ilgili çeşitli ideolojik, politik ve örgütsel konularda doğru bir anlayışa sahip olduğuna dair deklarasyonunu memnuniyetle karşılıyoruz. Bunun UKH’de birliğe ve dünya sosyalist devrimi hedefine ulaşılmasına katkıda bulunacağını umuyoruz. Bununla birlikte, EKB’nin bildirgesinde yukarıda belirtilen anlayış hatalarını ve ciddi eksiklikleri düzeltmesi ve MLM çalışma tarzını benimsemeye şiddetle ihtiyaç duyduğunu açıkça bildiririz –

Örgütü demokratik merkeziyetçilik ilkesine göre tartışmasız bir şekilde fikir alışverişinde bulunarak, ideolojik, politik tartışmalarla birlikte iki çizgi mücadelesini ele alarak ve ortak anlayışla enternasyonal duruşu benimseyerek oluşturmuş olması; devrimci şiddetin her şeye kadir olduğunun farkına varmanın Marksizm ile revizyonizm arasında bir sınır oluşturduğundan bahsetmek; Silahın etrafında partinin inşa edilmesi gerektiği anlayışı; Stalin’e ilişkin değerlendirmelerde Mao ÇKP’si anlayışından farklı düşünülmesi; Marksizm ve Leninizm’de iktidar temel unsur iken Maoizm’de ‘iktidar temeldir’ denilmesi; MLM’nin temel unsurlarından biri olan kitle çizgisinin öneminin farkına varılmaması. EKB’nin başlangıçtaki hataları ve eksiklikleri, onun tek taraflı vurgusuna ve sekter yaklaşımına işaret etmektedir. EKB’nin bunları da düzeltmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Tüm devrimci partiler, Mao önderliğindeki ÇKP’nin Büyük Proleter Kültür Devrimi’nin (BPKD) bir parçası olarak ortaya koyduğu yeni yönlere sahip çıkmalı, doğru dersler çıkarmalı ve bunları eylem kılavuzu olarak kullanmalı; çalışma, pratik, eleştiri-özeleştiri, tartışma, münazara ve iki çizgi mücadelesi yoluyla öğrenmeli ve MLM’ye hakim olmalı; uluslararası devrimci güçlerin ve anti-emperyalist güçlerin birliği için çaba göstermelidir. Dünyanın geniş emekçi kitlelerine güven aşılamalarını ve sosyalizm komünizme doğru ilerlemelerini yürekten umut ediyoruz.

Sonuç

Son olarak, EKB’nin deklarasyonuna ilişkin eleştirel görüşlerimizi sadece dünya sosyalist devrimi hedefine ulaşmanın bir parçası olarak tüm dünyadaki MLM parti ve örgütleri arasında ilkeli bir birlik geliştirmek amacıyla iletiyoruz. Tüm MLM parti ve örgütlerinden, Uluslararası Komünist Hareket’in önemli yönleri ve EKB’nin oluşumu hakkındaki görüşlerini açıkça ifade etmelerini, uygun bir temelde ortak bir anlayışa ulaşmalarını; ideolojik ve politik yönlerden birlik-mücadele-daha yüksek birlik sağlama çabalarının bir parçası olarak somut önerilerle ortaya çıkmalarını talep ediyoruz. UKH’de daha ileri bir birlik sağlamak gibi büyük bir tarihi görevimiz var. Bu görevi yerine getirmek için EKB’nin kurulmasından yana olduğumuzu ilan ediyoruz. Bu bağlamda, EKB’ye ek olarak tüm MLM parti ve örgütlerinden, üye parti ve örgütlerden, partimizin 2017 yılında yayınladığı Enternasyonal proleter örgütün kurulmasına ilişkin belgeye ilişkin tutumlarını bildirmelerini talep ediyoruz. Tüm dünyada ve ilgili ülkelerdeki MLM partileri ve örgütleri arasında ilkeli bir birlik sağlamak işçi, köylü ve diğer ezilen, emekçi halkların uzun zamandır hayalidir. Enternasyonal proletaryanın, MLM’nin ve Dünya Sosyalist Devrimi’nin kıpkırmızı Kızıl Bayraklarını koruyarak zafere ulaşmak için yılmadan cesaretle ilerlemek üzere bu hayali gerçekleştirmek için çabalarımızı katlayalım.

*Bu makale, Two Lines Struggle dergisinin 2. sayısından alınmıştır.

Önceki İçerik“PARİS DÜŞERKEN”, “FIRTINA”, YA DA “DİPTEN GELEN DALGA”
Sonraki İçerikPusulası Şaşmışların Birlik Çağrısı Halk Kitlelerini Manipülasyon Çabasıdır!